Filmin konusu
Film setlerinde figüranlık yapan İsa, çevresindeki karmaşık ilişkiler ve yanlış anlaşılmalar nedeniyle zor bir durumun içine düşer. Hayatını değiştirecek bir karar vermek zorunda kalan İsa’nın kapısı, tam o sırada çalar…
Yönetmenin Yorumu:
Bir insanı yalnızca toplumsal rolü üzerinden ne kadar anlayabiliriz? Gerçekliği, sosyolojik analizler, sınıf tanımları ya da “hayat uzmanları” üzerinden kavramaya çalışmak bizi nereye götürür? Bu filmi kendi yaşadıklarımdan ve hissettiklerimden yola çıkarak yazdım. Ama şimdi dönüp baktığımda, bu yılların yalnızca bilmediğimin eksik bir kopyası olduğunu itiraf etmeliyim.
Festivaller ve Ödüller:
2000 İstanbul Uluslararası Film Festivali (Türkiye): En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Başak Köklükaya), FIPRESCI Ödülü: Ulusal Yarışma En İyi Film
2000 Tiflis Uluslararası Film Festivali (Gürcistan): En İyi Senaryo
2000 Orhan Murat Arıburnu Ödülleri: En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Ruhi Sarı), En İyi Kadın Oyuncu (Başak Köklükaya)
1999 Antalya Altın Portakal Film Festivali: En İyi 3. Film, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kadın Oyuncu (Başak Köklükaya)
1999 Locarno Film Festivali (İsviçre) – Resmî Yarışma
1999 Rotte
“ Miovie değerlendirmesi
Haberin başlığına sığmayan hayat
Üçüncü Sayfa'nın adı, şiddeti kısa bir haber başlığına dönüştüren bakışla kişilerin yaşadığı karmaşık koşullar arasındaki farkı düşünmeye elverişlidir. İsa'nın küçük bir para yüzünden uğradığı ağır baskı, insan hayatının değerinin toplumsal konuma göre nasıl değişebildiğini tartışmaya açar. Mesele yalnız başına talihsizlik değildir; kendisini savunacak imkânı olmayan birinin hangi seçeneklere itildiğidir.
İsa'nın figüranlıkla geçinmesi bu okuma açısından anlamlı bir ayrıntıdır. Başkasının hikâyesinin kenarında duran bir kişi, kendi hayatında da söz sahibi olmakta zorlanabilir. Bunu değişmez bir kader gibi kabul etmek yerine, görünürlük ile güç arasındaki ilişkiye bakmak gerekir. Anlatının merkezine alınmak, toplumsal hayatta merkeze yerleşebilmek demek değildir.
Ekonomik baskının suçla ilişkisini tartışırken iki kolay açıklamadan kaçınmak yararlı olur. Yoksulluğu doğrudan suçun nedeni ilan etmek, benzer koşullarda yaşayan insanları damgalar; kişisel sorumluluğu her şeyden bağımsız görmek ise koşulları siler. Filmi bu gerilim içinde okumak, hem kişinin kararlarını hem de seçeneklerinin neden bu kadar daraldığını birlikte değerlendirmeye imkân verir.
Toplumsal dram ve suç anlatılarını sevenler için Üçüncü Sayfa'nın açtığı soru, olayın nasıl gerçekleştiği kadar, gerçekleşmeden önce hangi çıkışların kapanmış olduğudur. İzleyici olarak hızla hüküm vermek yerine, bir insanın haber konusu olmadan önce de bir hayatı bulunduğunu hatırlamak filmin başlığına başka bir ağırlık kazandırır.