Filmin konusu
Yeraltı, Zeki Demirkubuz’un filmidir. Modern şehir hayatında sıkışmış, öfkesini ve aşağılanmışlık duygusunu bastıramayan Muharrem’in iç dünyasına odaklanır. Muharrem, kendisini sevmeyen eski arkadaşlarını bir akşam yemeğine zorla davet eder; bu davet, zararsız gibi görünen iğnelemelerle başlasa da zamanla geçmiş hesaplaşmaların, bastırılmış kırgınlıkların ve utancın açığa çıktığı sert bir yüzleşmeye dönüşür.
Yazan ve Yöneten: Zeki Demirkubuz
Yapımcı: Mavi Film
Oyuncular: Engin Günaydın, Nergis Öztürk, Serhat Tutumluer, Nihal Yalçın, Murat Cemcir, Feridun Koç, Serkan Keskin, Sarp Apak
Festivaller ve Ödüller:
2012 İstanbul Uluslararası Film Festivali: En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Erkek Oyuncu, Halk Ödülü
2012 Osian's Cinefan Film Festivali: En İyi Asya Filmi
2012 Adana Altın Koza Film Festivali: En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
2012 St. Petersburg Film Festivali: Halk Ödülü
2012 New Horizons Film Festivali
2012 Films by the Sea Vlissingen
2012 Hamburg Film Festivali
2012 Selanik Film Festivali
2012 Ljubljana Film Festivali
2012 9. Dubai Uluslararası Film Festivali: En İyi Film – En İyi Erkek Oyuncu
Subscribe to MAVI FILM Zeki D
“ Miovie değerlendirmesi
Tanınma isteğinin karanlık yüzü
Yeraltı'nda eski arkadaşlarla yenilen yemek, basit bir buluşmadan çok, insanın başkalarının gözündeki yerini yokladığı bir sınav olarak okunabilir. Muharrem'in kendisini istemeyen insanların arasına girmekte ısrar etmesi temel bir çelişki yaratır: Küçümsediğimiz kişilerin onayını neden önemsemeye devam ederiz? Karakterin öfkesi bu bağı koparmak yerine, bağın ne kadar kuvvetli olduğunu ortaya koyar.
Bu nedenle aşağılanma duygusunu yalnızca dışarıdan gelen hakaretlerle açıklamak yetersiz kalır. İnsan, başkalarının değerlendirmelerini zihninde yeniden üretip kendi kendisinin seyircisi haline de gelebilir. Muharrem'in haklılık arayışı ile kendisine acı verme eğilimi arasındaki ilişki, filmin psikolojik tartışmasının merkezindedir. Kendini çözümleyebilmek, kendini değiştirebilmekle aynı şey değildir.
Yemek masasındaki güç dengelerine bu gözle bakıldığında nezaketin her zaman eşitlik anlamına gelmediği görülür. Sözü kimin aldığı, kimin hesaba katıldığı ve kimin kendini kabul ettirmeye çalıştığı önem kazanır. Buradaki yorum, bütün sorumluluğu arkadaş grubuna yüklemek değildir: Muharrem'in başkalarını yaralama isteğini, incinmişliğinin otomatik olarak haklı çıkarmadığını da hesaba katmak gerekir.
Yeraltı, rahatça özdeşleşilecek bir mağdur portresi bekleyenlere sert gelebilir. Değeri, kırılganlık ile saldırganlığın aynı kişide nasıl birbirini besleyebildiğini tartışmaya açmasındadır. İzleme sonrasında sorulacak verimli soru, Muharrem'in haklı olup olmadığı kadar, haklı çıkmanın ona gerçekten ne kazandıracağıdır.