Filmin konusu
1930’lar Türkiye’sinde, Zonguldak’ta Cumhuriyet Balosu devam ederken, kasabanın yeni sakinleri de davetliler arasındadır: Maden mühendisi Halit, güzel eşi Mükerrem ve Halit’in evde istenmeyen kız kardeşi Seniha. Baloda, kasabanın en zengin adamının oğlu Nüshet, Mükerrem’i dansa davet eder. Karanlık bir köşeden onları izleyen Seniha o an bir gerçeği fark eder: Mükerrem, bu genç ve etkileyici güzelliğe karşı koyamayacaktır. Aynı anda başka bir gerçek de belirir zihninde: Tanrı, onu uzun zamandır teslim olduğu çirkinliğin kaderinden alıp, güzelliğin kaderini belirleyecek yere taşıyacaktır.
Yönetmenin Yorumu:
Kıskanmak, ilk bakışta çirkinlik, güzellik, kıskançlık ve tutku gibi temaları işler gibi görünse de, esas olarak kader üzerine bir hikâye anlatır. Çirkinliği nedeniyle hayattan dışlanan bir kadının – Seniha’nın – dönüşümünü, güzelliğe hükmeden bir varlığa evrilişini sade ve acımasız bir gerçeklikle ele alır. Nahit Sırrı Örik’in bu romanı, gösterişsiz anlatımı ve insan ruhuna sadakatiyle beni etkiledi. Bu sadelikte bir ahlâk vardır.
Festivaller ve Ödüller:
(2009) Antalya Altın Portakal Film Festivali (Türkiye):
En İyi Kadın Oyuncu – Nergis Öztürk
(2010) Uluslararası Altın Koza
“ Miovie değerlendirmesi
Güzellik kimin hayatını düzenler?
Kıskanmak'ı yalnızca bir kadının başka bir kadının güzelliğine duyduğu öfke olarak okumak, hikâyedeki toplumsal değer dağılımını görünmez bırakabilir. Seniha'nın çevresinde güzellik, kişisel bir nitelik olmanın ötesinde, ilgi ve kabul görmenin ölçütüne dönüşür. Böyle bir düzende dışarıda bırakılmak, kişinin kendisine dair düşüncelerini de şekillendirir. Kıskançlığın kaynağını anlamaya çalışmak, onun doğurduğu davranışları onaylamak değildir.
Seniha'nın konumu, bir insanın başkalarının hikâyesini izlemekle yetinmek istemediğinde nasıl bir güç arayabileceğini düşündürür. Görülmeyen kişi, gören ve değerlendiren konuma geçerek dışlanmışlığını telafi etmeye çalışabilir. Bu açıdan bakıldığında gözlem, yalnızca edilgin bir faaliyet değildir; başkasının açığını bilmek de bir üstünlük kaynağı olabilir. Filmin ilişkilerini bu sessiz güç üzerinden okumak verimlidir.
Dönem ve çevre, duyguların üzerinde duran süsleyici ayrıntılar sayılmamalıdır. Aile içindeki bağımlılık, ekonomik imkân ve saygınlık beklentileri, kimin hangi davranışının kabul edileceğini etkiler. Aynı arzunun bir kişi için doğal, diğeri için uygunsuz görülmesi, kişisel çatışmayı toplumsal bir çelişkiye taşır. Bu yorum, karakterleri güzeller ve çirkinler diye ayırmanın zaten hikâyenin sorguladığı ölçüyü yeniden üretmek olacağını hatırlatır.
Kıskanmak, ilişkilerde görünür avantajların ardındaki bağımlılıkları tartışmak isteyen izleyicilere hitap eder. İzleme sırasında sorulabilecek temel soru, kimin daha güzel olduğu değil, güzelliğin neden bir insanın bütün değerini belirleyebilecek kadar etkili hale geldiğidir.