Filmin konusu
Yazgı, Zeki Demirkubuz’un Albert Camus’nün Yabancı adlı romanından serbest biçimde uyarladığı bir filmdir. Nedensiz suçluluk duyguları yaşayan ve iradesini ortaya koymayı reddeden bir adamın absürt ve irrasyonel hikâyesini anlatır.
Yönetmenin Görüşü:
Hayatım boyunca taşıdığım suçluluk duygularının yanı sıra, ayrıcalıklı olanlara ve yalnızca ayrıcalık isteyenlere karşı duyduğum nefreti ifade etmek hep istediğim bir şeydi.
Festivaller ve Ödüller:
2003 Edinburgh Uluslararası Film Festivali (İskoçya)
2003 Viennale (Avusturya)
2002 Flanders Film Festivali (Belçika)
2002 Uluslararası İstanbul Film Festivali (Türkiye): En İyi Yönetmen; FIPRESCI Ödülü: Ulusal Yarışmada En İyi Film; FIPRESCI Ödülü: Uluslararası Yarışmada En İyi Film
2001 Antalya Altın Portakal Film Festivali (Türkiye): En İyi 3. Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü
2001 Ankara Film Festivali (Türkiye): En İyi Kadın Oyuncu (Zeynep Tokuş), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Engin Günaydin), Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu (Serdar Orçin)
Yazan ve Yöneten: Zeki Demirkubuz (Albert Camus’nün Yabancı adlı romanından uyarlanmıştır)
Yapımcı: Mavi Film
Oyuncular: Serdar Orçin, Zeynep Tokuş, Engin Günaydin ve Demir Karahan
Subscribe to
“ Miovie değerlendirmesi
Kayıtsızlık bir özgürlük biçimi olabilir mi?
Yazgı'nın tartışmaya açtığı mesele, bir insanın ne hissettiğinden çok, ondan hangi duyguları göstermesinin beklendiğidir. Musa'nın iradesini kullanmayı reddetmesi, kişisel bir özellik olarak başlayıp ahlaki bir soruna dönüşür. Başkalarının doğru bulduğu tepkilere katılmayan biriyle karşılaştığımızda, onu anlamaya mı çalışırız, yoksa hemen suçlu sayacak bir açıklama mı ararız? Filmi bu soruyla okumak, kayıtsızlık ile kötülüğü birbirine kolayca eşitlememeyi gerektirir.
Camus'nün Yabancı romanıyla ilişkisi de burada anlam kazanır: uyarlamayı yalnızca olayların karşılıklarını bulma çalışmasına indirgemek yerine, toplumsal yargının nasıl kurulduğuna bakmak daha verimli olur. Bir davranışın sonucu ile o davranışa yüklenen niyet her zaman aynı değildir. Musa'nın açıklama sunmaması bu aralığı kapatmaz; aksine izleyicinin kendi hükümlerini görünür hale getirir.
Bununla birlikte, karakterin reddini kendiliğinden bir başkaldırı olarak yüceltmek de filmin açtığı tartışmayı daraltır. Karar vermemek, kararların başkaları tarafından verilmesini engellemez. İradesizlik bazen düzeni aksatırken bazen de onun işini kolaylaştırabilir. Yazgı'yı ilginç kılan, kayıtsızlığı rahatça savunabileceğimiz bir özgürlük reçetesine dönüştürmemesidir.
Belirgin bir kahramanlık yolculuğu arayan izleyici için bu yaklaşım mesafeli kalabilir. İnsanların niyetlerini hangi ölçütlerle okuduğumuzu tartışmak isteyenler içinse güçlü bir düşünme alanı açar. İzlerken yalnız Musa'yı değil, onu açıklamak için başvurduğumuz hazır ahlak cümlelerini de sorgulamak gerekir.