Wanda: Bir yere ait olmamanın romantik olmayan hali
Wanda, hayatını geride bırakan bir kadını özgürlüğe doğru kararlı yürüyen bir kahraman gibi sunmaz.

Wanda (1970) · Yönetmen: Barbara Loden
Spoiler uyarısı: Yazı önemli sahneleri ve filmin son bölümünü tartışır.
Wanda, hayatını geride bırakan bir kadını özgürlüğe doğru kararlı yürüyen bir kahraman gibi sunmaz. Karakterin hareketleri çoğu zaman amaçsız veya kararsız görünebilir. Barbara Loden’ın filmi, bu görünüşü hemen bir kişilik kusuruna çevirmememizi ister. Ne istediğini açıkça söyleyebilmek, herkesin eşit koşullarda edindiği bir yetenek değildir. Toplumsal rollerin dışına çıkmak, yeni bir hayatı kuracak kaynakların da elde bulunduğu anlamına gelmez.
Büyük arazide küçük beden
Başlangıçta Wanda’nın sanayi çevresinde yürüyüşü, bedeni geniş bir görüntünün içinde küçültür. Bu ölçek yalnızca yalnızlığı simgelemez. Karakterin içinde hareket ettiği ekonomik dünyanın büyüklüğünü ve kendisine sunduğu dar alanı hissettirir. Manzara, gezginin özgürlüğünü kutlayan bir açıklık değildir. Bir yere gidebilmek ile gidecek bir yeri olmak arasındaki fark görüntüde belirir. Kamera bu farkı açıklamak yerine seyircinin süreyi yaşamasına izin verir.

Mahkemedeki davranışı da benzer bir huzursuzluk taşır. Wanda kendisini beklenen anne veya eş rolünü geri kazanmak için savunmaz. Bunu koşulsuz bir başkaldırı olarak yüceltmek kolay değildir; yorgunluk ve kendine ilişkin değersizlik hissi de vardır. Film onun yerine güçlü bir açıklama yapmaz. Seyirci, bir kadının toplumun onayladığı rolü istememesini veya sürdürememesini ahlaki bir boşluk gibi görme alışkanlığıyla karşılaşır.
Kararsızlığın sinemasal süresi
Kurgu, her hareketi bir sonraki hedefin hazırlığına bağlamaz. Bekleme ve dolaşma, karakterin hayatını verimsiz saymadan görünür kılmaya çalışır. Bu tercih bazı seyirciler için anlatının dağınıklığı gibi gelebilir. Ancak filmin meselesi tam da kişinin hayatını düzenli bir amaç hikâyesine çevirememesidir. Hareketlerin anlamı yalnızca vardıkları sonuçtan doğmaz. Bir anı geçirmek, bazen yaşamı sürdürmenin o anda mümkün olan tek biçimidir.
Loden’ın oyunculuğu, Wanda’yı içini kolayca okuyabileceğimiz bir acı figürü yapmaz. Yüz ve ses çoğu zaman seyircinin istediği belirgin tepkiyi vermez. Bu ketumluk, karakterin ilgisiz olduğu anlamına gelmeyebilir. Başkasının talebine uyum sağlamak, kendi talebini kurmaktan daha tanıdık bir davranış haline gelmiş olabilir. Film bu alışkanlığı bir anda çözülen psikolojik düğüm olarak ele almaz.

Korunmanın dar pazarlığı
Bay Dennis ile ilişki, yakınlık ve bağımlılığın ne kadar hızlı birleşebildiğini gösterir. Birinin yanında bulunmak, barınma ve yön duygusu sağlar; aynı zamanda yeni buyruklara bağlar. Wanda’nın itaatini yalnızca zayıflık olarak görmek, elindeki seçeneklerin darlığını unutmak olur. Bununla birlikte seçimlerinin sonuçları da vardır. Film ne karakteri bütünüyle suçlar ne bütün iradesini koşullara teslim eder. Bu iki kolay açıklamanın arasında durur.
Suç planına katılması, filmi klasik suç ortaklığı anlatısına yaklaştırır; fakat ortaklık eşit değildir. Görevler ve kararlar başkası tarafından düzenlenir. Wanda olayın içinde olsa da planın sahibi değildir. Bu konum, ev içindeki rollerden bütünüyle farklı bir özgürlük sağlamaz. Yeni hayat, eski itaat alışkanlığını başka bir mekânda sürdürebilir. Yer değiştirmek, ilişki biçimini değiştirmekle aynı şey değildir.
Bir sonun düzeltmediği hayat
Son bölümde kalabalığın içinde bulunmak, aidiyetin kesin olarak kurulduğunu göstermez. İnsan sesi, geçici sıcaklık ve temas vardır; yarının güvenliği yoktur. Wanda’nın edilgenliğini fazla tek yönlü kurduğu gerekçesiyle film eleştirilebilir. Yine de eserin değeri, kurtuluşu göstermek için kadına zorunlu bir başarı performansı yüklememesindedir. Bir hayatın anlatılmaya değer olması için kendi dersini açıkça ifade etmesi gerekmez. Wanda, tanımlamakta zorlandığımız bir insanın yanında, onu düzeltme acelemizi erteleyerek kalmayı önerir.
Künye ve başvuru kaynağı
Criterion film arşivi. Bu bağlantı film bilgisine başvuru içindir. Sahne çözümlemeleri ve eleştirel değerlendirmeler bu yazının özgün yorumudur.
