Solaris: Sevdiğimiz insanı mı, hatırasını mı isteriz?
Solaris, uzay yolculuğunu bilinmeyenle karşılaşmanın büyük sahnesi olarak kurar; sonra karşılaşmanın yönünü içeriye çevirir.

Solaris (1972) · Yönetmen: Andrei Tarkovsky
Spoiler uyarısı: Bu inceleme filmin önemli sahnelerini ve son bölümünü tartışır.
Solaris, uzay yolculuğunu bilinmeyenle karşılaşmanın büyük sahnesi olarak kurar; sonra karşılaşmanın yönünü içeriye çevirir. Kris Kelvin’in vardığı istasyonda karşısına çıkan Hari, yalnızca açıklanması gereken bilimsel bir olgu değildir. Kelvin’in belleği, suçluluğu ve sevgisi, kendisinden bağımsız bir varlıkla ilişki kurmanın önüne geçer. Film, ötekinin bize yabancılığını kabul etmeden sevginin mümkün olup olmadığını sorar.

Hatıranın mülkiyeti
Hatırlamak ilk bakışta geçmişi korumaktır. Oysa hatıra, hatırlanan insanın kendi sesini taşımayabilir. Kelvin’in zihnindeki Hari, onun utancıyla ve özlemiyle çevrilidir. Yeniden beliren varlığa geçmişteki kişinin yerini vermek, sevgi kadar bir sahiplenme biçimi de olabilir. Onun kim olduğuna yalnızca kendi belleğimiz karar veriyorsa, karşımızdaki insana tanıdığımız özgürlük ne kadardır?
Hari’nin kendi varlığı üzerine düşünmeye başlaması bu ilişkinin dengesini değiştirir. Yalnızca bir adamın vicdanını sahneleyen görüntü olmaktan çıkar; acı çeken ve karar vermeye çalışan bir özne haline gelir. Bilimkurgu sorusu böylece etik bir soruya dönüşür. Bir varlığın kökenini açıklamak, onun deneyiminin gerçekliğini ortadan kaldırmaz. Yapılmış olması, ona her şeyin yapılabileceği anlamına gelmez.

Dünya neden bu kadar uzundur?
Filmin Dünya’daki bölümleri, istasyona geçmeden önce tüketilmesi gereken bir giriş değildir. Su, ağaçlar, ev ve aile çevresi, Kelvin’in ayrıldığı hayatın maddi dokusunu kurar. Uzaydaki steril görüntüler bu dokuyla karşılaştığında ilerleme fikri huzursuzlaşır. Teknolojik mesafe, insanın kendi geçmişiyle arasına aynı ölçüde mesafe koyabildiğini göstermez. Uzaklaşmak bazen geçmişe daha sıkı bağlanmanın yoludur.
Tesellinin sınırı
Solaris’in sonundaki dönüş duygusu, kolay bir barışma olarak okunmaya direnç gösterir. Yeniden kavuşma görüntüsü, hem şefkat hem kapanma ihtimali taşır. Filmdeki erkek merkezli suçluluk anlatısının Hari’yi yeniden Kelvin’in iç dünyasına çekmesi de eleştirilebilir. Bu gerilim, filmin temel sorusunu keskinleştirir: Birini yeniden görmek istemek ile onun özgür bir kişi olarak var olmasını istemek aynı şey değildir. Solaris, sevgiyi hatırlama becerimizde değil, hatıramıza sığmayanı kabul edebilmemizde arar.
Künye ve kaynak
Film bilgisi: Criterion film arşivi. Bu bağlantı künyeye başvuru içindir; yazıdaki eleştirel yorumlar bu metne aittir.
