Prenses Mononoke: Doğru tarafı seçmek neden yetmez?
Prenses Mononoke, doğa ile insan arasında kolay bir masumiyet dağılımı yapmaz.

Princess Mononoke (1997) · Yönetmen: Hayao Miyazaki
Spoiler uyarısı: Yazı önemli sahneleri ve filmin son bölümünü tartışır.
Prenses Mononoke, doğa ile insan arasında kolay bir masumiyet dağılımı yapmaz. Ashitaka’nın karşılaştığı düzenlerde koruma, geçim, şiddet ve aidiyet birbirine karışır. Bir topluluk doğaya zarar verirken kendi içindeki dışlanmış insanlara yaşam alanı da açabilir. Birini savunmak, onun yaptığı her şeyi onaylamak değildir. Miyazaki’nin anlatısı, doğru tarafı bulunca düşünmenin biteceği fikrine karşı sorumluluğu daha zor bir yerde kurar.
Lanetin bedendeki tarihi
Ashitaka’nın yarası, çatışmanın uzakta kalmadığını gösterir. Şiddet bir olay olarak sona erse bile bedende hareket etmeye devam eder. Güç veren şey aynı zamanda tehlikelidir; kendisini bütünüyle denetim altına aldırmaz. Film, öfkeyi yalnızca kötü karakterlerin duygusu olarak ayırmaz. Adaletsizliğe uğramak, kişinin sonraki eylemlerini otomatik olarak doğru yapmaz. Haklı incinme ile zarar verici karşılık aynı bedende bulunabilir.

Orman görüntülerindeki canlılık, huzurlu bir doğa kartpostalına benzemez. Güzellik, yabancılık ve korku birlikte vardır. Çevre insanın beğenisine göre düzenlenmiş değildir. Bu nedenle doğayı koruma meselesi yalnızca hoş manzarayı korumakla sınırlanamaz. İnsan için kullanışsız veya ürkütücü olanın da kendi hayatı bulunur. Film, çevreyi ya kaynak ya tehdit olarak görme alışkanlığımızın dar olduğunu hissettirir.
Demir kasabasının çelişkisi
Eboshi’nin yönettiği yerde üretimin doğa üzerindeki bedeli açıktır. Aynı mekân, başka toplumlarda dışlanan kişilere iş, koruma ve bir aidiyet sunar. Bu ikili yapı karakteri kolayca aklamaz; siyasal yargıyı somutlaştırır. Bir lider bazı insanlara iyi davranırken başka hayatlara büyük zarar verebilir. Bir kazanımı görmek, öteki zararı silmek zorunda değildir. Filmde eleştirel düşünce, tek bir olumlu veya olumsuz özelliğe kapanmamayı gerektirir.
Çalışanların becerisi ve birlikte hareketi de arka plan değildir. Silah ve üretim, yalnızca tek kişinin iradesinden doğmaz; gündelik emekle sürdürülür. Dolayısıyla çatışmayı yalnızca kötü bir yöneticiyi ortadan kaldırarak çözmek kolay değildir. İnsanların geçim düzeni ve korunma ihtiyacı başka bir biçimde yeniden kurulmalıdır. Doğruyu söylemek, o doğruyla yaşayabilecek maddi koşulları sağlamakla aynı iş değildir.

San’ın reddi ve arada durmak
San’ın insan dünyasına yönelik tavrı, uzlaşmayı dışarıdan kolayca önermenin sorununu açar. Zarar gören kişinin yakınlaşmaya hazır olmaması anlaşılabilir bir sınırdır. Ashitaka’nın iki dünyayı da görme çabası, her tarafın eşit derecede haklı olduğunu ilan etmek zorunda değildir. Arada durmanın değerli olması için somut zararı adlandırmaktan kaçınmaması gerekir. Film bu dengeyi bazen zorlar; yine de bakmanın seçmemekle aynı olmadığını gösterir.
Büyük dönüşüm ve yıkım görüntülerinde bedenlerin ölçeği değişir. İnsanların denetlediğini düşündüğü güç, bütün mekânın düzenini aşar. Animasyon bu taşmayı yalnızca efekt gösterisine çevirmez; küçük kararların büyük ekolojik bağlara ait olduğunu hissettirir. Ancak görsel büyüklük, sonuçların gerçek ağırlığını bir son savaşın gösterisine de dönüştürebilir. Yeniden doğuş görüntüsü, kaybolan her hayatın yerine konduğu anlamına gelmemelidir.
Birlikte yaşamanın tamamlanmamış hali
Son, herkesin aynı yerde ve aynı değerlerle birleşmesini zorunlu kılmaz. Yakınlık sürerken farklı aidiyetler korunabilir. Bu tercih önemlidir; uzlaşma, bir tarafın kendi dünyasını bırakmasına bağlı olmak zorunda değildir. Prenses Mononoke’nin bazı dengeleri iyimser okunabilir, fakat çözümsüzlüğü yalnızca karanlık bir sonla eşitlemez. Birlikte yaşamak tek bir doğru bakışta buluşmaktan çok, birbirimizin yok edilmesine dayanmayan düzenler kurmayı sürdürmektir. Bunun ilk koşulu, kazanımın bedelini kimin ödediğini görmektir.
Künye ve başvuru kaynağı
Studio Ghibli eser arşivi. Bu bağlantı film bilgisine başvuru içindir. Sahne çözümlemeleri ve eleştirel değerlendirmeler bu yazının özgün yorumudur.
