Berlin Üzerindeki Gökyüzü: Tanık olmak yaşamaya yeter mi?
Berlin Üzerindeki Gökyüzü’nde melekler insanların düşüncelerini dinleyebilir, şehirde kolayca dolaşabilir ve görünmeden yanlarında bulunabilir.

Wings of Desire (1987) · Yönetmen: Wim Wenders
Spoiler uyarısı: Yazı önemli sahneleri ve filmin son bölümünü tartışır.
Berlin Üzerindeki Gökyüzü’nde melekler insanların düşüncelerini dinleyebilir, şehirde kolayca dolaşabilir ve görünmeden yanlarında bulunabilir. Bu ayrıcalık tam bir hayat deneyimi sağlamaz. Damiel’in arzusu, daha çok bilgi edinmek değil, sınırlı bir bedenle dünyada yer almaktır. Wenders’in filmi, insan olmayı yalnızca bilinç ve düşünce kapasitesiyle tanımlamaya karşı duyusal bir itiraz kurar. Bir şeyi bilmek, onun ağırlığını taşımakla aynı değildir.
Dinleyen kameranın şehri
Başlangıçtaki hareketler, tek bir hikâyenin merkezine yerleşmeden farklı hayatların düşüncelerine yaklaşır. Şehir yalnızca bina ve sokakların toplamı olmaktan çıkar; birbirine tam ulaşamayan iç konuşmaların alanı haline gelir. Meleklerin varlığı bu yalnızlığı bütünüyle çözmez. Birinin yanında olmak ile onun tarafından fark edilmek farklı deneyimlerdir. Görünmez bir dikkat, hissedilebilir bir ilişkinin yerine her zaman geçemez.

Kütüphane bölümü, düşüncenin bir aradalığını somutlaştırır. İnsanlar yan yana okuyup çalışırken sesler birbirine yaklaşır; yine de hiçbiri ortak bir sese bütünüyle karışmaz. Film burada kamusal mekânı yalnızca işlevsel bir hizmet olarak görmez. Birbirini tanımayan insanların aynı sessizliği paylaşabilmesi başlı başına bir toplumsallıktır. Dinlemek, konuşmayı durdurmak değil, başkasının düşüncesinin yanında yer açmaktır.
Siyah beyazın bilgisi, rengin bedeli
Görüntünün renk ile siyah beyaz arasındaki ilişkisi, basit bir eski dünya ve yeni dünya karşıtlığı kurmaz. Meleklerin erişimi geniştir; fakat deneyimleri belirli bir duyusal mesafeyle çevrilidir. Renk, bu mesafenin değişmesiyle başka anlam kazanır. Dünya hakkında daha az bilerek ona daha fazla dahil olmak mümkün görünür. Bedene geçmek, yalnızca bir kazanım değil; yorulmayı, incinmeyi ve zamanı kaybetmeyi de kabul etmektir.
Damiel’in gündelik duyulara yönelen merakı, büyük romantik hedefinden bağımsız olarak önem taşır. Bir nesnenin ağırlığı, içeceğin sıcaklığı ve bedensel temas, düşünsel bilginin yerine konamayacak şeylerdir. Film sıradanlığı idealize etme riskini taşır; herkes için sıradan hayatın aynı güvenceyle yaşanmadığını yeterince açmaz. Yine de duyusal deneyimi önemsiz bir ayrıntı değil, öznenin dünyaya katılmasının koşulu olarak değerlendirir.

Marion’u görmek ile onu düşlemek
Marion’un sirk içindeki bedeni, çalışma ile düş arasındaki ilişkiyi taşır. Havada serbest görünen hareket, yoğun bir hazırlık ve kırılgan dengeye bağlıdır. Damiel’in ona yönelişi, görünüşe duyulan hayranlıktan karşılıklı bir ilişkiye geçmek zorundadır. Ancak anlatının meleğin arzusuna verdiği merkez, kadını insan hayatının güzelliğini temsil eden bir figüre daraltabilir. Onun kendi korkusu ve belirsizliği bu yüzden özellikle dikkate alınmalıdır.
Peter Falk’ın varlığı ise tanıdık yüz ile yabancılık arasında oyun kurar. Sinema dünyasına ait bir kişinin gündelik şehir deneyimine katılması, filmin temsil katmanlarını çoğaltır. İnsan olma hali büyük bir felsefi açıklamadan çok küçük öneriler ve hareketlerle aktarılır. Bilgeliğin teatral bir üstünlük biçimi olması gerekmez. Bazen neyin hissedilebilir olduğunu hatırlatmak, neyin doğru olduğunu ilan etmekten daha yakınlaştırıcıdır.
Tarihin üstünden uçmamak
Berlin’in bölünmüş mekânları ve geçmişin izleri, melek bakışının tarih dışı olmadığını gösterir. Yukarıdan görülen şehirde sınırlar yine vardır; tanıklık, onları ortadan kaldırmaz. Filmin erkek arzusuna ve şiirsel uzlaşmaya ağırlık vermesi eleştirilebilir. Buna rağmen güçlü sorusu sürer: Başkasının acısını sınırsızca duyabilmek, onunla bir hayat paylaşabilmek midir? Dünyaya katılmak, bütün cevapları öğrenmekten çok bir başkasının bize cevap verebileceği kadar görünür ve kırılgan olmayı gerektirebilir.
Künye ve başvuru kaynağı
Criterion film arşivi. Bu bağlantı film bilgisine başvuru içindir. Sahne çözümlemeleri ve eleştirel değerlendirmeler bu yazının özgün yorumudur.
