Filmin konusu
Tülay, mutsuz evliliği dağılmak üzere olan bir kadındır ve modern bir apartman kompleksinde yaşamaktadır. Kompleksin çalışanlarından Halit, Tülay’ı gizlice izlemekte, her hareketini takip etmektedir. Bir akşam eve dönen Tülay, hizmetçisi Aslı’yı Halit’le kendi yatağında sevişirken yakalar. Bu olay, Tülay’ın bilinçaltında başlayan bir arayışın ve iç dünyasındaki çözülmenin başlangıcı olacaktır. Gerçeklik, korkular ve algılar iç içe geçer.
Yönetmenin Yorumu:
Senaryonun büyük kısmını Ataköy’de yazdım. Ataköy’ün dış mahallelerinde büyümüş biri olarak oranın bizim için ne ifade ettiğini biliyordum. Bu yüzden kaybolmuş bir karakterin hikâyesi için doğru yer olduğuna inandım. C Blok’un klasik anlamda bir hikâyesi yoktu. Film, daha çok durumları ve anları anlatan sahnelerden oluşuyordu. Metafizik bir yanı vardı. O “şeyi” hissettim; henüz bir hikâye yoktu ama sinema duygusu oradaydı.
(Rıza Kıraç ile yapılan söyleşiden, Klaket Dergisi, Temmuz 1997)
Festivaller ve Ödüller:
1995 İskenderiye Film Festivali (Mısır): Özel Mansiyon
1994 Ankara Film Festivali: Jüri Özel Ödülü, En İyi Kurgu, Umut Veren Yönetmen, Umut Veren Senaryo
1994 SIYAD Ödülleri: En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımc
“ Miovie değerlendirmesi
Bir ev neden insana ait hissettirmez?
C Blok'un modern site yaşamı, yalnızca hikâyenin geçtiği adres olarak değil, güvenlik ve rahatlık vaatlerinin sınandığı bir düzen olarak okunabilir. Tülay'ın evliliğindeki çözülme ile yaşadığı çevredeki huzursuzluk yan yana geldiğinde, iyi koşullarda yaşamakla bir yere ait hissetmenin farklı şeyler olduğu belirginleşir. Ev, dış dünyaya karşı korunak sağlayabilir; fakat kişinin kendi hayatına yabancılaşmasını önleyemez.
Hikâyede evin sınırlarının ihlal edilmesi, mahremiyetin kimler için ve hangi koşullarda geçerli olduğunu düşündürür. Site sakini, çalışan ve ev içi emek veren kişi aynı mekânı paylaşsalar da aynı güce sahip değildir. Bu eşitsizliği yalnız ekonomik etiketlerle açıklamak yetmez; bakış, arzu ve gözetleme de ilişkileri biçimlendirir. Kimin kimi gördüğü kadar, kimin görünmez kalmasının beklendiği de önemlidir.
Tülay'ın arayışını tek başına özgürleşme diye adlandırmak, yaşadığı belirsizliği fazla hızlı çözmek olur. Bir düzenin içinden çıkmak istemek, nasıl bir hayata geçileceğini bilmek anlamına gelmez. C Blok hakkında verimli bir okuma, huzursuzluğu hemen bir teşhise kapatmadan, kişinin kendine dair bilgisinin ne kadar kırılgan olabileceğini dikkate alır.
Kentleşme ve sınıf ilişkilerini kişisel hayat üzerinden tartışmayı seven izleyiciler için film önemli sorular barındırır. Burada önerilen bakış, dekoru karakterlerin arkasında duran nötr bir yüzey saymamak: Yaşam alanı, insanın ilişkilerini ve kendisini algılama biçimini hangi yollarla sınırlandırır?